fırtına etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
fırtına etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

8 Aralık 2018 Cumartesi

, , , , ,

Bahtsız Kalanlar


Kahvemi içip dışarıyı izliyorum, bir bahar fırtınasına henüz hazır değilim, tüm işaretler gelmek üzere olduğunu gösterse de, deniz sakin, içimde garip bir his. Tekrar o kürenin içine girebilmeyi isterdim, hani herkese yukardan baktığım, dünya işlerinden muaf olduğum küre. Beni göklerden alıp, ayağımdan toprağa çeken güçler, bir zaman sonra canımı sıkıyor, benim sadece insan olduğumu, öfkeli, hiddet dolu, kin dolu, intikamcı bir şirret olduğumu yüzüme vuruyor. Kimse içinde iyi değil, birbirimizi aldatmaya gerek yok ve ben en azından kendime karşı dürüstüm.

Mahallede peşimize takılan köpeklerden birinin üzerinde büyükçe bir yara, nasıl olduğunu merak edip dururduk, meğerse sahibi kızgın su dökmüş yavrucağın üzerine fakat o köpeciğin içindeki sevgi hiç azalmamış, sahibinin peşinde mutlu ve vakur dolandığını görüyoruz ve sahibinin ona yiyecek vermediğini de biliyoruz, hep bizden istediği için. O adamın torun sahibi olduğunu ve tavuklarını çok sevdiğini de gözlemliyoruz. Peki o adam köpeğine kızgın suyu nasıl boşaltabildi? Ne yapmıştı köpecik, daha mı fazla mama istemişti? Çok mu havlamıştı? Gitmemesi gereken bir yere mi gitmişti? Tüm bunlar kötülük için neden olabilir mi?

Kötüyüz çünkü benciliz. Kötüyüz çünkü evrenin bizim için yaratıldığına inandık, kötüyüz çünkü kendimizi merkezde sanıyoruz ve geri kalan her canlının ve üzerine basarak, ağzından lokmasını çaldığımız her insanın kölemiz olduğunu sanıyoruz.

Asıl sorun ise, kendimizi, diğer tüm canlılardan ayırıp, en üste yerleştirdiğimizde daha mutlu olacağımızı sanmamız, aksine çok mutsusuz herbirimiz, farklı nedenlerden aynı derecede mutsuz ve bir o kadar da yalnız ve biz orta sınıftakiler ya da asıl bahtsızlar, üzerimizdeki insanlar tarafından nasıl sömürüldüğümüzün farkında bile değiliz. Bir halkla ilişkiler çalışması neticesinde mutluluğun sahip olunanlarla doğru orantılı olduğuna inandırıldık ve yolda kaldık.

Artık çözüm yolu yok gibi, yani her şey için çok geç. İnsanlığa olan umudumu tümüyle kaybetmiş olabilirim ve hala insan olmaktan dolayı duyduğum büyük hüzün yılan gibi kıvrılmakta içimde bir yerlerde.

Esindaş
, , ,

Deniz Tüm Mahalleyi Yuttuğunda


Bahçe kapısının önünde belirdi gene, saate baktım, bugün 2 saat geç kalmış dedim içimden. Perdenin arkasına saklanarak izlemeye başladım, köpeklere bakıyordu gözünü dikmiş, asıl garip olan köpeklerimin hiç havlamamasıydı küçük kıza, bunu ne zamandır her gün görmelerine bağladım, gene de şaşırtıyordu bu durum beni. Kuvvetli rüzgardan dolayı uçuşan tozlar ve ağaç dalları rahatsız etmişe benziyordu, koluyla gözlerini siper aldı, bir şeyler mırıldanır gibi oldu sonrasında hızlı adımlarla uzaklaştı oradan. Kimdi bu kız, kimin nesiydi bilmiyorum, bu mevsimde buralarda kimse olmazdı, uzaklardan buraya yürüyüşe gelmesi de mantıksız geliyordu, ailesi salmamalıydı tek başına.

Elimde bir fincan kahve, manzarayı izlemeye koyuldum. Denizde dalgalar irileşmişe benziyordu, rüzgar tribünleri de çok hızlı dönüyordu, gündüz hayallerine dalmış gitmişim bir süre. Birdenbire hiç yoktan küçük kız pencerenin önünde belirdi, gözlerini kocaman açmış bana bakıyordu, irkildim, içim ürperdi, bahçe kapısı kilitliydi, demirlerden atlamış olmalıydı verandaya gelebilmek için. Pencereyi açtım, seslendim:

-Nasıl gelebildin buraya? Bir sıkıntın mı var? Yolunu mu kaybettin? Kız gözlerini gözlerimden ayırmadan bakmaya devam ediyordu, eliyle bana denizi işaret etti, anlamadım, üsteledim: -Kayıp mı oldun? Anlatsana bana, annenlere götüreyim mi seni?

Hala susuyordu, tekrar denizi gösterdi, köpeklerim o esnada delirmiş gibi havlamaya başladılar ve kız gözlerimin önünde yok oldu.

Gözlerimi açtım, koltukta uyuyakaldığımı fark ettim, gittikçe kuvvetlenen rüzgar dışında her şey yolunda gibiydi, buna rağmen içimi bir korku saldı, göğsüm sıkışıyordu, nefes almakta zorlanır gibiydim. Evden uzaklaşmaya karar verdim, hızlıca eşyalarımı topladım. Kedilerimi taşıma kaplarına aldım, köpeklerimi arkaya bindirdim ve merkeze doğru yol aldım.

Ertesi gün deniz tüm mahalleyi yuttuğunda ben orada değildim.

Esindaş